Kitap içeriği için tıklayınız.

ÖNSÖZ

Yüzyıllardan beri insanlar, doğanın kendilerine sunduğu olanakları kullanarak işlerini kolaylaştırmışlardır. Ateş yakarak yemek pişirmiş, taş ve metalleri kullanarak araç gereç yapmış, suyun kaldırma kuvvetini kullanarak yük ve eşya taşımış, güneşin ısı ve ışık enerjisinden yararlanmış vb.

Soluduğumuz havayı sıkıştırarak enerjisinden yararlanmak da bu zincirin halkalarından biridir. Pnömatik (basınçlı hava) sistemlerine ait ilk uygulama insan bedeninde vardır. Nefes alma işini, göğüs kaslarımızı kullanarak göğüs kafesimizi genişletmek yoluyla yaparız. Bunun sonucu oluşan eksi basınç (vakum) ile atmosferdeki havayı emip ciğerlerimize doldururuz. Bu uygulamayla vücudumuzun oksijen gereksinmesini karşılamanın yanında, havayı üfleyerek (göğüs kafesini daraltıp basınç oluşturarak) bazı işlerimizi de yapabiliriz. Ateşe üfleyerek yanmasını hızlandırabilir, bir yüzeyi üfleyerek temizleyebiliriz. v.b. Daha sonraları bu özellik, mekanik sistemlerle havanın daha büyük miktar ve basınçlarda sıkıştırılmasın da kullanılmış ve sıkışan havanın basıncından yararlanarak basit mekanik düzenekler de çalıştırılmıştır.

Hızla küreselleşen dünyada teknolojik gelişmeler baş döndürücü bir şekilde devam etmektedir. Gelişen teknolojiye ayak uydurabilmek, gelişmeleri zamanında takip etmekle, hatta gelişmenin içinde olmakla mümkündür.

Endüstrinin son yıllarda hızla gelişen alanlarından birisi MEKATRONİK, mekatronik sistemlerin tabanını oluşturan alanlardan birisi de pnömatiktir. Bilindiği gibi kumanda sistemleri; elektrik motorları, hidrolik ve pnömatik çalışma elemanları ile işe dönüştürülürler. Özellikle yüksek güç istenmeyen sistemlerde pnömatik birçok avantajından dolayı tercih edilmektedir.

Ülkemizde bu güne kadar pnömatik alanında çok değerli eserler yazılmıştır. Bu kitabın amacı; pnömatiğin özellikle kumanda alanındaki eksiklerin kapanmasına yardımcı olmaktır.

Saygılarımla

Yavuz EMİNOĞLU

“Afrika’da sabah uyanan bir ceylan, en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa ona lokma olacağını bilir.

Afrika’da sabah uyanan bir aslan, en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa aç kalacağını bilir.

Bir aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğu zaman koşuyor olmanız gerekir.”

(Afrika Atasözü)